muhimmat:

Kasabian - Acid Turkish Bath “Asitli Türk Hamamı” 2011

Avrupa kıta değil, Avrupa Türk’ün İstanbul’u alarak kazdığı bir çukur, bir tandır kuyusu medeni insan etinin terleyip, iç asidiyle çözülmeye kavrulmaya başladığı yer. İstanbul’un avrupa yakası var diyorsak bu kendi iki yakamızı bir araya getiremediğimizin, kendi kazdığımız çukura nasıl düştüğümüzün göstergesi… Atılıp, Düştüysek bizi çıkartamayacak bin akıllı nerede. Bu aklına güvenenler yaşayacakları hezimet için ortaya çıkarsa sonrasında kendine malum olan bir aptal devreye girebilir. Bu bedeli ödedikten sonra abdallığımıza geri dönebiliriz. Türk abdalların nefesleriyle üflediği fırtına…

Kasabian - Acid Turkish Bath “Asitli Türk Hamamı” 2011 

Su mokaseni* kanıyor, tek taraflı cam aldatıyor 
Beni kadınlarla ve kredi kartlarıyla uyuşturucula 
Sözler X-Ray görüşü ve süslü arabalar 
Burjuva için belirlenen masalar 
Yemek tepsisiyle sıraya girmek daha iyi 
Çünkü hepsi tükendiğinde ve sadece sen kaldığında 
Onun kristal metamfetaminini fındık işiyle tek bir yudumda içtiğinde 
Ve mekanizmanın bir sabit halkası vardır 
Burası tarihteki yerim mi? 

Oğlanları uzağa gönderin, oynamaları için dışarıda bırakın 
Onları millerce uzaklara fırlatın, şimdi bu başka bir gün 
Fırtınadan sığınmak için 
Oğlanları uzağa gönderin, oynamaları için dışarıda bırakın 
Onları millerce uzaklara fırlatın, mutlu yıllar dileyin 
Fırtınadan sığınmak için 

Zamanın çocukları yükseliyor, 16 zihin patladı 
Bu 21. yüzyıl, havalı değil mi? 
Bu bize nasıl yiyeceğimizi ve nasıl saçmalayacağımızı öğretti 
Rüzgar tüccarları gücün dışında 
Gidişatını değiştirsin diye seni abime söylüyorum 
Ve bunun yanlış olduğunu düşünen tek kişi sen değilsin 
Ne zaman tüm isteğin gerçekten çan sesi için bir bando olur 
Çünkü bunun hepsi senin sefilliğinde biçilmiş 
Burası tarihteki yerim mi? 

Oğlanları uzağa gönderin, oynamaları için dışarıda bırakın 
Onları millerce uzaklara fırlatın, şimdi bu başka bir gün 
Fırtınadan sığınmak için 
Oğlanları uzağa gönderin, oynamaları için dışarıda bırakın 
Onları millerce uzaklara fırlatın, mutlu yıllar dileyin 
Fırtınadan sığınmak için 
Gidip bu duvarları yıkmamız lazım ve fırtınadan sığınmamız 
Gidip bu duvarları yıkmamız lazım ve fırtınadan sığınmamız 
Gidip bu duvarları yıkmamız lazım ve fırtınadan sığınmamız 
Gidip bu duvarları yıkmamız lazım ve fırtınadan sığınmamız 
Oğlanları uzağa gönderin, oynamaları için dışarıda bırakın
.
.
.

"Abdal, Arapça “bedel” kelimesinin “Bir şeyin veya kimsenin yerini tutan karşılık” olarak tanımlanan bedel kelimesinin çoğulu, gezgin dervişlerin adı oluvermiştir. Birçok şey abdalın bilgisi dâhilindedir. “Abdala malum olur” diye boşuna dememişler. Dilimizde, “bedel” kelimesinden türemiş daha pek çok söz vardır: Budala, mübadele, tebdil, tebeddül, bunlardan sadece birkaçıdır. Budala da abdal kelimesinin çoğuludur. “Geri zekâlı ahmak” anlamındaki budala, bu anlamıyla 19. yüzyıldan bu yana kullanılmaktadır. Dilimizde budala karşılığı pek çok deyim vardır: Açıkağız, akıldan yana züğürt, cennet öküzü, en akıllısı değirmende yoğurt öğütüyor, ayran budalası… Yine aptal karşılığı, enayi dümbeleği, enayi pilakisi, gözleri bağlı, ipine basan, saman kafalı, soğan başlı gibi deyimler de buraya eklenebilir. Peki, bedel ile abdal arasında nasıl bir ilişki var? Dervişler nefislerini ruhlarına bedel olarak verirler. Bedenlerini diledikleri yerde gösterir, diledikleri yerde gizlerler. Çünkü onlar “ricalü’l-gayb”dırlar. Gayb âleminin adamları dervişler az konuşur; az yer; az uyur; güç durumda olanlara yardım ederler. Aynı anda ayrı yerlerde bulunabilirler. Hayretî bir gazelinde bu durumu şöyle ifade eder: “Lâmekan ilinde tuttular mekân abdallar.” Mekânsızlığın ülkesinde mekân tutan abdalların gerek dış görünüşleri gerek nefis terbiyesi ile ulaşmış oldukları mertebe gereği davranışları, bir süre sonra kelimenin “aptal, ahmak” anlamında kullanılması sonucunu da beraberinde getirmiştir. Kınayanın kınamasına aldırmayıp fakir insanlar için dilencilik yapan; üzerinde paçavralara dolaşıp akıl hastası görünümü veren abdal için “akılsız, ahmak, bön, aptal” anlamının doğması işte böyle olmuştur." (ABDAL BEDEL APTAL - Arife Gülsün)

(Kaynak: vimeo.com)

2 yorum
weirdvintage:

In 1932, Dr. Archibald Purves from England designed the Dynasphere.  He believed that one huge wheel encompassing five passengers was far more efficient than a car with four wheels.  The biggest issue was that it steered quite poorly.  (via)
morethanphotography:

Eyes Water by ericesterle
astromonster:

Freddie Ford robot, 1964
http://cyberneticzoo.com/robots/1964-freddie-ford-promotional-robot-american/